Site İçi Arama



Üye Kayıt



Toplam Ziyaretçi Sayısı29441



>> Mansetler

ACABA (Editörden)....

AnaHaber
Mansetler >> AnaHaber

ACABA?

 

Yazsam mı yazmasam mı diye düşünürken, yine geçtim klavyemin başına… Şiirin sözün anlattığı üzerine yazmak, yazmakta denmez ama karalamak olur mu diye düşünürken ülkemi, ülkemin insanını görünce yazmamın gerekliliğini bir kez daha anladım. Yazmalıyım ki en azından içimde biriken duygu yoğunluğunu dışarı atabilmeliyim.

Bu siteden haber yapıp ta Yahyalı insanına bir şeyler verebilmek adına çabalayan bizler, yine bu siteden seslenip Türkiye’de bir şeylerin değişmediğini söyleyen bizler… Türkiye’de kavramları yerine oturtamazsanız hiçbir şeye varamıyorsunuz. Bu ülke gençleri geleceğin yönetiminde endirekt ve direkt söz sahibi olanlardır. Kimisi parti yönetiminde , kimisi delege, kimisi başkan, kimisi de seçmen olarak söz sahibi olduklarına göre kendi tercihleri ile ilgili olarak şikayet etmek biraz akıl dışı gibi geliyor bana… Zaten Yüce Kur’an’da da belirtilen bu değil mi; “Neye Layıksanız Öyle Yönetilirsiniz”…

Belediye başkanlıklarında bile bu her zaman böyle oldu. Yüce Mevlam da kimseyi oy verdiğine pişman edecek duruma getirmesin İnşaAllah. İşte şimdi sürekli oy verirken kararların değişmesi, adayların değişmesi, başkanların değişmesi, aslında bir anlamda temelde kavramların yerine oturmadığından olsa gerek. Neden derseniz oy verdiğinizde dönüşü olmayan bir zaman dilimi içerisine girdiğini bilmeniz gerekir. Daha da rijiti “Oy”’un anlamını bilmek gerekir. MalcolmX ‘in bir sözü vardır.  “-İster mermi kullansın, ister oy pusulası; insan iyi nişan almalı, kuklayı değil, kuklacıyı vurmalı!” Yani Oy kelimesi genel anlam itibari ile çok şey ifade edebilmelidir. Bunu daha da açmalıyız.

Reâ fiilinden mastar olan re'y görmek, inanmak, bilmek, sanmak ve sonunu düşünmek demektir. Bir isim olarak re'y; görüş, inanç, akıl, tedbir anlamlarına gelir. Daha sonra bu kelime, "mer'îyyün"; görülen ve düşünülen şey anlamında kullanıldığı gibi, terim olarak; iyice düşünüp taşındıktan ve doğru olan yönü araştırdıktan sonra ulaşılan görüş ve kanaat anlamına gelmektedir. Sahâbe ve Tâbiîler re'yi; Kitap ve Sünnetin açıkça çözüme kavuşturmadığı meseleleri, âyet ve hadislerin ışığı altında hükme bağlamak için tutulan yol olarak anlamışlardır. Fıkıh usulünde re'y, hakkında nas bulunmayan konularda şerîatin gösterdiği düşünme yollarından gidilerek yapılan aklî bir faaliyettir (İbn Kayyim, İlâmü'l-Muvakkıin, Mısır 1955, I, 66; İbn Sa'd Tabakât, Beyrut 1960, II, 15, 375, 386; İbn Hacer, el-İsâbe, I, 302).

Şimdilerde buna oy diyip geçiştiriyorlar. “Oy” ne kadar basit kalıyor. Aslında bir anlamda ilenme gibi bir şeyde ifade ediyor. Yani Bütün olarak düşünürseniz Re’y hakkına sahip olabilmek için ciddi bir ilim mektebinde okumak gerekiyormuş. Demek ki oy verenlerinde ilmi bir ehliyete sahip olması gerekiyormuş. O zaman Aysun Kayacı’ya konuştuklarından ötürü kızmamak lazım. Zaten yapılanlar da bu yönde; kızılan haklı bir sözün Aysun Kayacı ağzından çıkması. Tıpkı Aziz Nesin’in Türk milleti için beyan ettiği sözler gibi. Madem biz bu halkı böyle bir vasıflandırma içerisine koyamıyoruz. Yani Amerikan halkı kadar bile olamıyoruz. Amerika da Temsilciler meclisi 2. Turdan itibaren adaylar arasından tercih yapabilir. O zaman bizim oylarımız eski seçimlerde olduğu gibi elektrik faturasına, su faturasına yada ne bileyim işte 3-5 torba kömüre mi gidiyor. Ne kadar acı bir durum… Ver faturanı at oyunu.

İşte biz Yahyalı Gençliğine buradan sesleniyoruz. Biz size  BİR OY verin demiyoruz. Biz size Bİ’REY (FERT)  olun diyoruz. Kalabalıklar içerisinde bir oy olup kaybolmaktansa, sorgulayan, mücadele eden, karşı çıkan, eleştiren ve düşünen birey olun ki sizin bir re’y iniz(Oyunuz) olsun. Hoş gerçi birey olmanız topluma etkili olacak mı tartışılır ama önce sizin ciddi anlamda söz sahibi olabilmeniz için yani bir re’yiniz (oyunuz) olabilmesi için sizin bu topluma mal olmuş bir birey (fert) olmanız gerekir.

Her Yahyalı lı bireyler acaba Belediye Başkanlığı ne demektir. Bir belediye başkanı neler yapar, neler yapmalıdır… gibi soruları kafasında düşünerek ciddi bir karar mı veriyor yoksa elektrik ve su faturaları yada delege baskıları ile akrabacılık (ve bir de cemaat meşrepçiliği var ki o ayrı bir konu) gibi konularda seçme şansı bulabiliyor mu?

Demek ki öncelik le sandık başına giderken ciddi bir kararla gitmeli ve hatta buradan tavsiyem abdest alıp öyle oy kullanmalı. Çünkü atılan oy yada re’y basit bir olay gibi görünüyor galiba… İşin vehameti ne kadar korkutucu ve ürkütücü boyutta bir tek misalle belirtmek istiyorum. Hz. Ömer (R.A) nasıl adalet ve iyilik timsali bir halife idi. Bir gün ağlarken gördüler. Sordular neden ağlıyorsun ya Ömer? Dedi ki o büyük insan;

-Dicle nehrinde kurt kuzuyu kapsa İlahi Adalet benden sorar hesabını.

Mehmet Akif bunu şöyle anlatır:

 

Kenâr-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu,
Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer'den onu!

Bir ihtiyar kan bî-kes kalır, Ömer mes'ûl!
Yetîmin, girye-i hüsrân alır, Ömer mes'ûl!


“El-vakkaf inde’l hak”  sıfatı da bu sebeple verilmişti. Şimdi bizde yönetici seçerken o bilinçle davranmamız gerekmiyor mu? Hak söz konusu olduğunda tıpkı Hz. Ömer gibi dimdik durabilecek yöneticiler… Peki oy verenlerin sorumluluğu… Onların ki 2 kat. Neden mi?

 

1. Siz istiyorsunuz yönetici geliyor. Yanlış yaparsa vebali sizin

 

 2. ‘si ise siz istediğiniz zaman gelen yönetici bir haksızlık yaparsa şayet bu haksızlığa dur diyemiyorsunuz. Haksızlık karşısında da susuyorsunuz.

 

Bu bilinçle vermeli insan oyunu…

 

            Gelelim Yahyalımızın potansiyeline… Biz daha önceki yazılarımızda ve yorumlarımızda belirttik. Ancak Yahyalı’ daki iş yapmak istemeyen ve bulunduğu konumun önemini anlamayan bazı partililer yada partideki yöneticiler nedense sürekli şahsımda beni yaftalamaktadırlar. Neymiş efendim ben “her şeye muhalif” oluyormuşum. Üniversite’ye muhalif olmuşum, partiye muhalif olmuşum, suya muhalif olmuşum… Vesaire vesaire… Şimdi haliyle bizim bilgimizde Mevlana’nın dediği gibi (ne söylersen söyle, ne alatırsan anlat senin bildiğin karşındakinin anladığı kadardır) karşımızdakinin anladığı kadar oluyor. Abdurrahim Karakoç’un güzel bir şiiri var aklımda;

 

İçte deprem olur dışın düğümü
İhlâssız çözülmez işin düğümü
Aklımdan geçeni, düşündüğümü
Okusam kim dinler, yazsam kim anlar?

 

Sonuçta biz ne kadar yazarsak yazalım, bizi anlayamayacaklar galiba… Kardeşim yazmış; “İpek Hoca senin amcan olur, onun en büyük hayaliydi suyu getirmek” diye… İyi de İpek Hocam Rahmetli de insandı. Hatasını söylediğinizde büyük bir hoşgörü ile kabul ederdi. İpek hocamın Mustafa Camcı’ ya nasıl karşı çıktığını, Mustafa Bey’in kimlerin 1 metre bahçesine girdiği için tepki aldığını da bilirim ben… Zaman öyle kötü ki; şimdi çok düşünüp, ince eleyip doğru hareket etmek lazım. Birilerinin gazı ile icraat yaptığını sananlar aslında ne büyük paralarla ne kararlar verdiğini bilmeli. Yoksa yüz yüze bakıyoruz diye hatasını söyleyemezsem aslında en büyük kötülüğü ben yapmış olurum o insana… Üniversiteye neden karşı çıktığımı daha önceki yazılarımla anlattım. Suya da neden karşı çıktığımı anlattım. Aslında bir muhaliflik değil, karşı çıkış hiç değil, sadece doğru rakamlarla başka işlerin yapılabileceğini ifade ettim ben. Ya emanet alanlar emanete layık icraatlar yapacak yada emaneti ehline verene kadar da ehil olmayanları eleştiririm.

 

Eğer ben Önder TÜRKMENOĞLU olarak bir şeye olumsuz bakıyorsam tamamen kendi  araştırmam ve bilgilenmemle sosyal ve ekonomik boyutunu düşünerek karşı çıkıyorum. Üniversitenin neler getireceğini düşünmeniz gerekir. Bir yemeğin zehirli olduğunu anlamak için illa da tatmak gerekmiyor. Bakın burada istişare çok önemlidir. Her yıl düzenli yapılan Aladağ şenliklerinin aslında çok büyük bir önemi vardı. O da Yahyalı’ lı olup ta Yahyalı dışında çalışan ve akademik birikimleri ile teknik ve ticari birikimleri olan insanlarla Yahyalı adına neler yapılabilir diye yapılan paneller… Şimdi o paneller yapılmıyor. Anlaşılan Yahyalı’daki yöneticiler yeteri kadar ehliyetli görüyorlar kendilerini… Bakın beyler; “Benim bir elmam olsa, senin bir elman olsa ve değişsek, ikimizin de birer elması olur. Ama benim bir bilgim olsa, senin bir bilgin olsa değişsek, ikimizin de ikişer bilgisi olur..” Olay bundan ibaret. Dolayısıyla benim doğduğum ve yaşadığım toprakları yönetmeye talipsen her türlü eleştiriye de açık olacaksın. Yok öyle camdan sırça köşklerde oturmalar. Adam tüm sermayesini vitrin üzerine kurmuş. Tek taşlık canı var. Taş atıyorsun cam kırılıyor ve bütün foya ortaya çıkıyor. Yahyalı’ da adına özelleştirme dedikleri belediyeye ait kıytırıktan işyeri yada kurumların kimlere özelleştirildiği, kimlerin su faturalarının hasır altı edildiği, kimlere başını sokacak yuva yaptığı gerekçesiyle büyük cezalar kesildiği, 18 uygulamasına kimlerin uymadığı, kimlerin belediyedeki işlerinden çıkarıldığı beni hiç ilgilendirmiyor. Bütün bunları dedikodu sayın, beni ilgilendiren emanetin ehline verilip verilmediğidir. Ben aday olacak ağabeylerime sesleniyorum. Belediye başkanı olmak çok da şaşalı bir iş değil. Nitekim sıkıntılı. Eğer hizmet etmeye adaysanız buyurun. Yoksa baştan çıkmayın. Yazımın devamını şimdilik yazmayacağım. Ama çok yakında sizlere buradan bu köşeden çok çarpıcı iddialarla tekrar sesleneceğim. Şimdilik kalın sağlıcakla…

 

Selam Ve Dua ile…

 



Geri


Yorumlar

Doğru sözler
İnsanlar çoğu zaman doğruları bilirler fakat doğruyu yapmak işlerine gelmez. Bazen küük hesaplar gerçekleri saklattırır. İnşallah yazınızda beliirtilenlere uyarlarda Yahyalı boş günler geçirmez. Ancak yazınızda belirtilen "Üniversite gelmesin" fikri çok mantıklı olmayabilir. Her şeyin getiri ve götürüleri olmakla birlikte Üniversiten bir bölüm bile Yahyalıyı adı anılan bir güzergah yapar. Umarız daha iyi şeyler olsun,

Elinize, yüreğinize, kaleminize sağlık...
Yorum?
Editör niye Mustafa Camcinin yazisina yorum yapilmiyor?
Kimseyi kisilik haklarina saldirtma Önder (LIDER OLUNMAZ, LIDER DOGULUR)
Sayin hemsehrilerim Yahyalimiz mükemmel bir beldedir. Vatan, Millet, Bayrak ve Kuran askinin en samimi yasandigi bir belde. Böyle bir beldede kiskanclik olmamali. Gecmisteki hizmet veren reislerimizi karalamanin arkalarindan giybet yapmanin zarari ancak kendimize olur. Niye cünkü Yüce Mevlam hic bir kulunu karsisinda kul hakkiyla görmek istemiyor. Süleyman Soyludan Yakup Tezcana kadar Tüm Reislerimizden Allah razi olsun herkes kapasitesi kadar calisti. Yahyali halki Mustafa Camci abime gösterdigi sadakati Siddik ipekciyede göstermis olsaydi dahada güzel olabilirdi ama canlari sagolsun onlar bizim insanlarimiz. Önder Kardes simdiki aday adaylarinida cesaretlerinden dolayi kutluyorum. Eger bu yükün altindan kalkacaklarina eminlerse sapka cikartip o arkadasa destek verilsin. Yoksa ha filan kisi Yahyali belediye baskani olmus desinler diye bir düsünceleri varsa hemen cekilsinler. Kimsenin yahyaliya zarar vermege hakki yok.LIDER OLUNMAZ LIDER DOGULUR. Gelin elbirligi ile olunan lideri degil Dogulan Lideri bulalim. Iste bu düsüncede olanlar Yahyalinin gercek sahipleri olabilirler.

Önder kim yazarsa yassin senden ricam kisilik haklarina saldiranlarin yorumlarini iptalet.

Sevgilerimle

Sami Vurucu

Frankfurt-Almanya/ Ismet- Yahyali
mehmet postallı
siteyi yeni keşfettim başarılar diliyorum. Zamantı'nın izinde bir yayın izlendiğini görmek dileğiyle...

Yorum ekle


Kayseri Seri İlanlar

yapım aşamasında