Keşif Yolcusu
DEĞİŞİMLE YÜZLEŞMEK…
Yıllardır hem internette hem de bazı yerel gazetelerde bir şeyler karalamaya, çiziktirmeye yada bir şeyler vermenin şevkiyle düşüncelerimi yazmaya çalıştım. Bütün bunları yaparken baktım ki toplum olarak okumuyoruz ve okuduklarımızı da özümseyemiyoruz. İşin daha da garibi toplum olarak düşünmüyoruz. Hayatımızı ezber eylemlerle ikame ediyoruz. İşe gidilecek, o zaman kalk ve işe git. İşten çıkılacak o zaman çık ve eve git yemeğini ye sonra da kahvehaneye git. Yoruldum o zaman haftasonu birilerini bul ve pikniğe git. Gördüğünüz gibi eylemler statik geliyor beynimiz bunu ilk algıladığında dinamizme dönüşüyor. Bu her alanda böyle. Seçim olacak git ve oy ver. Oy verilecek büyükler kime derse ona oy ver.
Şimdilerde yaşanan süreç bu galiba. Eylemler düşünülmeden ve sorgulanmadan eylem halini alıyor. Yıllarca böyle olmuş bu ülkede. Tek parti döneminde de, menderes döneminde de, ihtilallerde de hep böyle olmuş. Ne zaman adam oluruz deseniz bana “ancak kendi aklımızla düşündüğümüz zaman adam oluruz” derim size. İşin açığı o yüzden demokrasiyi sevemedim bir türlü.
Şimdi kimi çevirseniz yoldan sorsanız 12 Eylül 2010 referandumunda kime oy vereceksiniz diye eğer adamın siyasi tercihi MHP yada CHP ise hayır vereceğim diyor. Adamın siyasi tercihi AKP,SP,BBP ise evet vereceğini yada vermeyi düşündüğünü söyleyecektir. İsterseniz deneyin. Denemesi bedava. Bu da bize gösteriyor ki müthiş derecede toplum olarak TOPTANCIYIZ. Koyun sürüsü gibiyiz mübarek. Birileri orada bir şeyleri oyladı ama hangi maddeydi neydi bilen yok. Ama adamın oyunu nereye vereceğini sorsanız kendisini seçimden seçime adam yerine koyduklarından mıdır nedir bilinmez şöyle bir geriye yaslanıyor başını büyük adam ve kibirli adamlar gibi öne doğru çıkarıyor ve çokbilmiş eda ile hayır yada evet vereceğini söylüyor. Kimin neye evet yada hayır vereceği ile ilgili olarak en ufak bir fikri yok.
Tarafların bu bilgilerinin olmadığı konularda fanatik derecesinde evet yada hayır ı savunmaları daha da ilginç. Ben oyumun rengini söylemeden bana ağır hakaretler ettiler Face de. Yani toptancılık o kadar ruhuna işlemiş ki dostlarımızın, ya ben koyun değilim deseniz koyun postuna bürünmüş kurt misali kapacaklar inanın insanı. Ben bilmediğim konularda neyi onaylayacağım. Böyle bir demokrasi hiçbir yerde yok. Dünyada bir başka ülke daha gösteremezsiniz bu şekilde olan…
Mecliste 650 yolsuzluk dosyası beklemede. Yüzlerce soruşturma ve kovuşturma hala devam ediyor. Açlık sınırı ve fakirlik sınırı birileri tarafından yazılıp çiziliyor. Başbakan gidip KKTC de idarecileri azarlıyor müdürlere yüksek ücret ödediklerinden dolayı. Ama benim ülkemdeki gelir dağılımındaki adaletsizlik ise aldı başını gidiyor. Sağından solundan kırpılıp temelinde çok şey ifade etmeyen ama görüntüde bir kaşık suda fırtına koparılan Anayasa referanduma gidecek sonuçta. Seçim için ise ne kadar harcayacak Başbakan dersiniz? Yada kaç milyon TL bu şekilde harcanacak. Kaç kişi o milyon TL ile ev sahibi olabilir? Kaç kişi borçlarını ödeyebilir? Kaç aç insan evine ekmek götürebilir? Aslında statüko kendi varlığını güven oyu ile pekiştirmeye çalışacak size. En büyük görünmeyen tehlikeli kısımda burada zaten. Yani AKP sizi 12 Eylül 1980 darbecileri ile korkutarak kendi statükosunu dayatmaya çalışıyor olacak. Zaten bu yüzden AKP li kardeşlerimin sert söylemlerle savunması. Size farklı bir tercih hakkı tanımıyor ki AKP liler. Bu şekilde tavırlarla statükoyu pekiştirmeye çalışmaları ilginç. Bir başka ilginç olan ise bu referandumla Türkiye toplumu müthiş bir şekilde kamplaşmaya doğru itilmiş oluyor. MHP-CHP bir tarafta AKP-SP-BBP diğer tarafta… Demokrasi buysa eğer ben bu demokrasiyi sevmiyorum.
Ülkenin bir 10 yılı daha israf edilmiş oldu bu sayede. Yine bilmem kaç milyon TL ler harcanacak. Sırf adı yüzünden değiştirilen Anayasa sayesinde. İlginç maddeler de var eleştirilmesi gereken… Mesela Madde 4 olarak geçen 41.Maddede Ailenin korunması ilkesi Ailenin korunması ve çocuk hakları olarak değiştiriliyor. Ailenin korunması deyince Zinâ hala suç değil. O zaman söyler misiniz aileyi nasıl koruyorsunuz? En ilginci ise aynı zamanda aynı iş koluna birden fazla sendika yolunun açılması. Bunun bizzat şahidiyim. Bir işyerinde farklı iş kollarından farklı sendikalar olmasının sonucunu düşünemiyorum. Aynı iş yerinde farklı sözleşmeler ve farklı diretmelerle karşılaşacaklar işverenler. Hakkında yolsuzluk dosyası bulunan milletvekillerine gün doğmuş olacak. Çünkü milletvekili düşürülmesi kaldırılıyor.
Peki güzel yanları yok mu? Mutlaka güzel değişimlerde var. Mesela çocuk istismarı devlet eliyle önlenmiş olacak, özel hayatın gizliliği ilkesi müthiş bir değişim, memurlara toplu iş sözleşmesi, Parti kapatmadaki değişiklikler, kamu denetçiliği, hakimlerin savcıların denetimi, yüksek askeri şura sonucu meslekle ilişiği kesilenlere dava yolunun açılması güzel şeyler.
Ancak daha somut şeyler bekliyor insan. Başörtüsü konusunda mesela. Şimdi AKP liler diyecekler ki hemen olmaz zamanla olacak şeyler bunlar. Bu anayasa da değişen anayasa mahkemelerinin üye seçimi maddesi iptal edilmediyse şayet kabul edildiğinde bunun meyvesini alabilirse şayet en az 12 yıl sonra alacak başörtüsü mağdurları. Şayet diyorum çünkü anayasa mahkemesinin boşalan üye için ancak hakim ve savcıdan birini seçmeniz gerekecek ve 3 aday seçilip Cumhurbaşkanına gönderilecek.
Bütün bunlar devletin mekanizmasının ayrıntıları. Ayrıntılarda boğulmamak lazım. Somut şeyler bekliyor insan… Mesela bankaların kobileri batıran düzenlemeleri… Mesela Takibe düşen ancak faizleri yüzünden uçup giden borçlular. Mesela bugün Kayseri de açılan 8 İcra dairesi. (2 yıl öncesine kadar 2 İcra dairesi vardı). Mesela tarımın korunması için alınacak tedbirler, mesela et fiyatlarındaki artmanın hayvancılığa bağlanarak Türkiye de ki hayvancılığın öldürülmeye çalışılması, mesela Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması. Bu yüzden işçi kesimi ile memur kesimi arasında uçurumun oluşması. Mesela madenlerimizin hala para etmemesi, mesela mazotun dünyada en pahalı olarak Türkiye de satılmasının önüne geçilmemesi, mesela hâlâ BDP lilerin terbiyesizce ve pervasızca konuşmaları, mesela açılımın hala etkisini gösterememesi, mesela İsrail tarafından şehit edilen 9 kardeşimizin hesabının ortada kalması. Mesela hâlâ akşamları TV lerde dizilerde içki sahneleri, öpüşme sahneleri, gibi sahnelerle aile yapımıza vurulan darbenin önüne geçilmemesi, mesela LYS yani Üniversiteye giriş sınavlarında hala 11.000 kişinin Sıfır çekmesinin önlenememesi. Mesela lise mezunları kolayca memur olurken Önlisans ve Lisans mezunlarının hâlâ memur bile olamaması… Mesela işsizlerin büyük çoğunluğunun üniversite mezunu olması, üniversitelerimizin Avrupa da kayda değer bir makale yayınlayamaması… Mesela ihracatımızın ithalatımızdan fazla olması… Mesela hâlâ kiliseler açılmakta ve misyonerlik faaliyetlerine engel olunamamaktadır, vs. vs.
Bunları daha da örneklendirerek çoğaltmak mümkün ama saysanız da bir şey değişmeyecek. AKP hükümetinin temelinde yaptığı şu; kişilerin bilinçaltına yerleşen Sağ-Sol çekişmesini seçimlere yayarak kendi varlığını statüko ile devam ettirmesidir. Bunda da oldukça başarılı bir lidere sahipler. Deniz Baykal ile “Horoz Dövüşü” yaparak 2003 de iktidar oldular. 367 çekişmesini siyasi bir tarafa çekip 2007 seçimlerinde güçlerini pekiştirdiler. 2009 yerel yönetimleri de Davostaki çadır tiyatrosu ile kurtardılar. Bu referandumu da 12 Eylül tarihine denk getirip darbe anayasasına Evet diyerek kurtarmak istiyorlar. Haliyle eskiden ülkücü olup da AKP ye oy verenleri de şehit haberlerinin geldiği bu yıllarda bu şekilde tavlamış oldular. Şimdi bu referandumdan büyük ihtimalle EVET çıkacak ve bütün Cemaat ve Tarikat şeyhleri bir dönem daha AKP’nin ülke açısından desteklenmesi gerektiğini müritlerine ilan edeceklerdir. Önümüzdeki bir dönem daha da kuvvetle muhtemel AKP yine ezici çoğunlukla iktidar olacak ve sonra süreç Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile tersine doğru akmaya başlayacaktır. Bütün bu olaylar olurken Türkiye’de ise belki de işsizlik oranı %13,5 tan %20 lere fırlayacak, zenginlerle fakirler arasında uçurumlar oluşacak, insanlar bir ev sahibi olabilmek için 20 yıl faizlerle para ödemeye devam edecekler. Kimileri de zekatını ödeyerek sorumluluktan kurtulduğunu iddia edecek. Allah aşkına bana söyler misiniz oyunu AKP ye veren ama namazını da geçirmeyen, hatta umre yada hacıya giden kaç Müslüman gerçekten de kredi belasına bulaşmadan yaşayabiliyor bugün. Müslümanlık konusunda mangalda kül bırakmayanlar bugün bankalardan kredi alıp altlarındaki arabaların daha modellisine daha lüksüne binmeye çalışıyorlar. Yazıklar olsun size… Bankadan kredi çekmeyecek kadar olanları ise servet biriktirme telaşında(bu konudaki Ayet-i Kerimeyi dikkate almadan)… Bunları yazarken aklıma Ebuzer (r.a) sözü geldi:”ey Muaviye eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdınsa israf, yok eğer halkın parası ile yaptırdınsa vallahi ihanet…
Görelim bakalım yeni referandum ne getirecek Yahyalı’ ya. Neleri değiştirecek… Mesela Yahyalı’ nın turizm konusunda engellerini kaldıracak mı? 18 Uygulamasını adaletli hale getirecek mi_:))) Yahyalı’nın hamamı olacak mı :)![]()
Bakalım görelim Mevla neyler, şüphesiz neylerse güzel eyler…
This is a WPSimpleViewerGallery
Popularity: 7% [?]

